Bu duygu akılla kontrol altına alınıp, sevgiyle beslendiği vakit fayda verir.
İnsanın en kıymetli hazinesi olan “aklını” kullanmayıp yalnız “duygularla” hareket ettiğinde, işte o zaman “nefis ” devreye girer.
“ Egolarının” esiri olan insanların da, ne “ihtirasları biter, ne de arzularının” sonu gelir.
“İnsanın egosu, yani nefsi” devamlı ister.
“Hak-hukuk” demeden, “helal-haram” ayırmadan her şeyi ister.
İstediği olmadığı zaman da, her çeşit “gayri meşru yolu kendine mubah görür.”
Bu açıdan “nefsinin esiri olan” insanların gözleri hiç doymaz.
Ülkemizde birçok kavram gibi, “duygu kavramı” da karmaşık durumdadır.
Evlenmeye niyetlenen kadın ve erkekler birbirlerine karşı olan duygularını belirlemede çoğu zaman yanılmaktadırlar.
Duygularını nereye oturtacaklarını bilememektedirler.
Neyin “ aşk,” neyin “ sevgi ” ve neyin de “ arzu “ olduğunu düşünememektedirler.
Her ilgiyi ve her duyguyu “aşk kelimesiyle” ifade etmektedirler.
Her şeyin istismar edildiği bir dünyada “aşk duygusu” da istismar edilmekte ve de “cinselliğe alet” edilmektedir.
Gazetelerde, TV. lerde, filmlerde, romanlarda, türkülerde ve sanatın her alanında “aşk duygusu” çeşitli biçimlerde sunulmaktadır…
Her insan elbette “âşık” olabilir.
Ancak âşık olabilecek o insanlar nerede?
“ Gerçek aşk,” Mevlana’nın ifadesiyle; “Ucu bucağı belli olmayan engin bir deniz dir.”
“Yunus Emre’nin diliyle de; “Aşkın aldı benden beni, bana seni gerek seni” şeklindedir.
“Aşk kavramı” çok farklı bir duygudur.
Günümüz insanı bunun adını biliyor ama taşıdığı anlamı bilmiyor.
“Gerçek aşk,” Yaratıcıdan gelen ilhamlarla insanda tezahür eden duygulardır.
Bu duygular “derin aşkı ” yansıtmaktadır.
Aşkın kaynağı “sevgidir ”.
Sevginin kaynağı da “ insandır.”
Günümüzde kadın-erkek ilişkilerinden ortaya çıkan beraberliklere “aşk adı” veriliyor.
Bu ilişkiler öylesine sıradanlaştı ki, bütünüyle “cinselliğe dönüştü” diyebiliriz.
Bunun adı “aşk olamaz, sevgi bile olamaz”
Olsa olsa “ arzulama ” olur.
“Evlilikte cinsellik amaç değil, araçtır.”
Amaç, “bedensel ve ruhsal tatmindir.”
Yani insanın iç huzura kavuşmasıdır.
Mustafa K.TOPALOĞLU
Araştırmacı-eğitimci